Milli Varlığa Düşman Cemiyetlerin Ortak Özelliği Nedir?
Milli varlığa düşman cemiyetlerin ne demek olduğunu düşününce, insan ister istemez geçmişe dönüp bakıyor. “Bu cemiyetler kim?” diye soruyorum bazen kendi kendime. Mesela bir akşam iş çıkışı kafamda dönüp durdu bu soru. Çünkü, bu tür cemiyetler sadece tarihin sayfalarında yer almış varlıklar değil, günümüzde de etkilerini gösteriyorlar. Hem yerel hem de küresel ölçekte bir şekilde bu düşmanlıklar, toplumsal yapımızı etkiliyor. Ve bir şekilde bu düşmanlıkları besleyen ortak özellikleri de gözden kaçırmak mümkün değil. Peki, milli varlığa düşman cemiyetlerin ortak özelliği nedir?
Geçmişin Gölgesinde: Milli Varlığa Düşman Cemiyetlerin Tarihi
Bu soru, aslında bize çok derin bir tarihsel anlam taşıyor. Tarihteki örnekleri düşününce, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, özellikle işgal altındaki topraklarda, bazı cemiyetlerin faaliyetlerine rastlanabiliyor. Bu cemiyetler, devletin direncini kırmak, halkın moralini bozmak ve dış güçlere hizmet etmek için kurulmuştu. Misal, Kurtuluş Savaşı’ndan önceki dönemdeki Ermeni ve Yunan komiteleri, bu cemiyetlerin tipik örneklerindendir. Ama bu, sadece bir tarihsel anekdot değil. Geçmişin ağır yüke sahip bu döneminden çıkan dersler, bugün hala içsel bir tehdit olarak toplumun içinde varlığını sürdürüyor.
Günümüzde Milli Varlığa Karşı Cemiyetler
Bugün, milli varlığa düşman cemiyetlerin klasik tanımına bakmak, aslında çok da uzak bir şey söylemek olmaz. Çünkü dünya hızla globalleşiyor, ama bu globalleşme bazen yerel kimlikleri zayıflatıyor. Türkiye’deki bazı gruplar ya da yabancı ülkelerdeki bazı çevreler, kendi çıkarları doğrultusunda milliyetçi bir yapıyı hedef alabiliyor. Bir yanda toplumları ayrıştırmaya çalışan “dış” ve “iç” etkenler; diğer yanda bu bölünmeleri derinleştiren ideolojiler var.
Mesela, sosyal medyada zaman zaman öne çıkan yalan haberler, halkı kutuplaştıran söylemler, bir toplumun kültürünü zayıflatma çabaları, tam olarak bu tür cemiyetlerin işine yarar. Çünkü ne yaparlar? Toplumun güvenini kırar, toplumsal yapıyı bozarlar. Bir örnek vereyim: Hani şu kahve içtiğinizde veya arkadaşlarınızla sohbet ederken, “Ya, Türkiye bu kadar kötü durumda mı? Durum çok kötü, bu sistem böyle gitmez” diyen insanlara rastlarsınız. O an, birisi yerel bir kimliği, toplumu içten içe yıkmayı hedeflemiş oluyor. Bu, bir cemiyetin toplumun geleceğini zedelemeye yönelik yaptıklarının en basit halidir.
Gelecekteki Etkiler ve Endişeler
Şimdi diyeceksiniz ki, “Peki, bu cemiyetlerin bugünkü etkisi ne?” diye. İşte burada işin içi biraz daha karışıyor. Zamanla, milli varlığa yönelik tehditler biraz daha gizli hale geliyor. Eskiden açıkça düşmanlık güden cemiyetler bugün daha sofistike ve planlı hareket ediyor. Birbirinden farklı platformlarda, ekonomik, kültürel ve sosyal anlamda etki yaratmayı hedefleyen gruplar söz konusu. Ama nedir bu grupların ortak özellikleri? Bunlar, toplumda sürekli bir belirsizlik yaratmayı severler. Gelişen teknolojiyi, bilginin hızla yayılmasını kendi amaçlarına alet etmek isterler. Ve bir şekilde toplumu ayrıştırırlar, keskinleştirirler.
Yani, bir bakıma bu cemiyetler her dönemin, her çağın sinsi düşmanlarıdır. Sürekli toplumun içinde çatlaklar yaratmaya çalışırlar. Bir yanda dış güçlerin müdahalesiyle, diğer yanda yerel düşmanlıklarla beslenirler. Öyle ki, sadece Türk toplumu için değil, başka ülkelerde de benzer durumlar yaşanıyor. Bir ülkenin, toplumunun kültürünü yok etmek isteyen bu tür oluşumlar, her zaman çıkarlarını önde tutarlar. Bu yüzden de, “Milli varlığa düşman cemiyetlerin ortak özelliği nedir?” sorusunun cevabı aslında gayet basittir: “Toplumları bölerler, güveni yok ederler, kimlikleri zayıflatırlar.”
Bir Gün Gerçekleşirse Ne Olur?
Bazen, bu tür olayların bir gün daha büyük bir felakete yol açacağından endişe duyuyorum. Düşünsenize, sosyal medya sayesinde toplumsal kutuplaşma hızla artarken, bir de buna yabancı ideolojilerin etkisi eklendiğinde işler daha da karışabilir. Yani, bir gün ülke içinde ciddi bir kültürel çatışma olabilir mi? Benim en büyük korkum bu. Gerçekten de, toplumda aidiyet duygusunu zayıflatan cemiyetler, gelecekte daha büyük bölünmelere yol açabilir. Bu tür cemiyetlerin yarattığı bölünmüşlük, her şeyden önce milli varlığın temellerine büyük bir darbe indirebilir.
Sonuçta Ne Yapmalıyız?
Bu kadar karamsar bir tablo çizdim, belki biraz fazla düşündüm. Ama unutmayın, bu cemiyetlerin ortadan kalkması sadece toplumsal dayanışmayla mümkün. Herkesin kimlik bilinciyle, toplumun yararına hareket etmesi gerekir. İster bir sosyal medya paylaşımında, ister günlük hayatta, milli varlık ve birliğimizi güçlendirecek her adım, aslında birer taş olacaktır. Belki de bir gün, bu tehlikeyi unutmadan, herkesin bir arada daha güçlü bir toplum kurmasını sağlamak, bizim elimizde. Gelecek, bizim hep birlikte atacağımız adımlarla şekillenecek.