Bir Telin İçinde Saklı Kalan Yıllar
Ayip okurlarına özel bu yazımızda “11. sınıfta Hooke yasası nedir” konusunu derinlemesine inceliyoruz.
Kayseri’nin kışları sert olur. Camın kenarına yaklaştığında soğuk, sanki dışarıdan değil de içeriden vurur insana. O gün de böyle bir gündü. Elimde eski bir defter, sayfaları sararmış, kenarları kıvrılmış… Her sayfasında başka bir yaşımın izi var. En çok da 11. sınıf sayfalarında takılıp kalıyorum. Çünkü orada sadece bir ders yok; orada ben varım, yarım kalmış bir gülüş, anlamaya çalışırken kaybolmuş bir zihin ve en önemlisi Hooke yasası var.
O ismi ilk duyduğumda hiçbir şey hissetmemiştim. Sadece tahtaya yazılan garip bir kelimeydi. Ama o kelimenin, yıllar sonra içimde bir yerleri bu kadar sıkıştıracağını bilemezdim.
11. Sınıfta Bir Ders, Bir Tahta ve Bir Soru
Fizik dersindeydik. Sıralar eskiydi; üstleri kazınmış isimlerle dolu, kim bilir kaç neslin sıkıntısını taşıyordu. Öğretmenimiz tahtaya bir yay çizdi. Basit bir çizim gibi görünüyordu ama onun için bu, dünyanın en temel sırlarından biriydi.
“Hooke yasası,” dedi.
O an sınıfın yarısı defterine eğildi, diğer yarısı pencereden dışarı bakmaya devam etti. Ben ise ortadaydım. Ne tamamen kopmuştum ne de tam anlamıştım.
Tahtaya şu yazıldı:
F = k · x
O an bunu sadece ezberlenecek bir formül sandım. Ama öğretmenimiz bir şey söyledi ki, yıllar sonra bile aklımdan çıkmadı:
“Her cisim, elastik sınırları içinde eski hâline dönmek ister.”
O cümleyi duyduğumda içimde küçük bir kıpırtı olmuştu ama anlamını çözememiştim. O yaşta insan, kendi içinin bile elastik sınırlarını bilmiyor zaten.
Tel, Yay ve İnsan
Laboratuvara indiğimizde iş değişti. Masanın üstünde bir yay vardı. Basit, metal, sıradan. Ama ona dokunduğumda soğukluğu bile farklı gelmişti. Sanki bana bir şey anlatmak istiyordu.
Bir ağırlık astık. Yay uzadı.
Bir tane daha astık. Daha fazla uzadı.
Öğretmen “Bakın,” dedi, “kuvvet arttıkça uzama da artar. Ama bu her zaman böyle gitmez. Bir sınır vardır.”
O sınır kelimesi, içimde garip bir yankı yaptı.
Ben o zamanlar sınırlarımı bilmiyordum. İnsanların beni ne kadar esnetebileceğini, ne kadar yük bindirilebileceğini, ne zaman kırılacağımı… hiçbirini bilmiyordum.
Sadece yay vardı ve matematik vardı.
Ama içimde, sessizce bana benzeyen bir şey vardı.
Bir Arkadaşın Sessiz Gidişi
O dönemde bir arkadaşım vardı. Çok konuşmazdık ama aynı sırayı paylaşırdık. O da benim gibi dersin ortasında başka yerlere dalardı.
Bir gün okula gelmedi. Ertesi gün de. Sonra üçüncü gün.
Kimse çok konuşmadı. Zaten 11. sınıfta insanlar kaybolmazmış gibi davranılır ama aslında herkes biraz eksilir.
Sonra öğrendim ki taşınmışlar.
Basit bir cümleydi: “Gittiler.”
Ama içimdeki karşılığı hiç basit değildi.
O gün Hooke yasasını tekrar düşündüm. Bir cisim fazla gerilirse eski hâline dönemezdi. Ya sınır aşılmışsa?
O arkadaşım benim için bir yay gibiydi. Esnedi, yer değiştirdi ve sonra… kopmadan ama geri de dönmeden hayatımdan çıktı.
İlk defa o gün fizik dersi bana matematikten çok insanı anlatmaya başladı.
F = k · x Değil, Belki de F = Yalnızlık
Evde defterimi açtım. Formülü tekrar yazdım.
F = k · x
Ama yanına kendi cümlemi ekledim:
“Bazen kuvvet sadece fizik değildir. Bazen yalnızlıktır.”
O yaşta böyle şeyler yazmak ne kadar doğru bilmiyorum ama içimden başka türlü gelmiyordu.
Kendimi de o yayda görüyordum. Esniyordum. Dersler, beklentiler, aile baskısı, arkadaşlıklar… hepsi bir kuvvet gibi üstüme geliyordu.
Ama kimse bana “sınırın nerede?” diye sormuyordu.
Ben de bilmiyordum.
Bir Kırılma Anı Değil, Sessiz Bir Yorulma
İnsanlar genelde kırılmayı büyük bir olay sanır. Bir çığlık, bir kavga, bir vedalaşma…
Ama benim için öyle olmadı.
Benim kırılmam sessizdi.
Bir sabah okula giderken içimde hiçbir şey yoktu. Ne heyecan, ne öfke, ne merak.
Sanki içimdeki yay artık ne esniyor ne de eski hâline dönüyordu. Sadece oradaydı. Boş bir metal gibi.
Fizik öğretmenimizin o cümlesi o zaman tekrar aklıma geldi:
“Her cisim elastik sınırları içinde eski hâline döner.”
Ben o sınırı geçmiş olabilirdim.
Ama kimse bunu fark etmemişti. Çünkü dışarıdan bakınca hâlâ “normal”dim.
Bir Deneyde Kendimi Görmek
Bir gün laboratuvarda tekrar aynı düzeneği kurduk. Yay, ağırlık, cetvel…
Bu sefer öğretmen bana ölçümü yaptırdı.
Yayı uzattım. Santimetreleri okudum. Deftere yazdım.
Ama elim titriyordu.
Çünkü o an sadece yayı değil, kendimi de ölçüyormuş gibi hissettim.
Kaç santimetre uzamıştım ben?
Kaç yük taşımıştım?
Ve en önemlisi, ne zaman geri dönememiştim?
O soruların hiçbirinin cevabı yoktu.
Ama içimde bir şey değişmişti. Artık Hooke yasası benim için sadece bir formül değildi.
Bir hatırlatmaydı.
Yıllar Sonra Aynı Formül
Şimdi 25 yaşındayım. Kayseri’de soğuk bir akşam. Dışarıda rüzgâr var, cam titriyor.
Defterlerim hâlâ yanımda. Yazmayı bırakmadım. Sadece yazdıklarım değişti.
Bazen bir sayfada sadece tek bir cümle oluyor:
“Bugün yine fazla esnedim.”
Gülüyorum bazen buna. Çünkü artık biliyorum: herkes biraz yay.
İş, ilişkiler, aile, beklentiler… hepsi bir kuvvet.
Ve herkesin bir sınırı var.
Ama kimse o sınırı ölçemiyor.
Hooke Yasasını İlk Kez Gerçekten Anlamak
Şimdi düşündüğümde Hooke yasası bana şunu söylüyor:
F = k · x
Ama ben bunu artık şöyle hissediyorum:
Güç, insanın ne kadar değişebildiğiyle ilgili değil. Ne kadarını taşıyabildiğiyle ilgili.
Ve en önemlisi, ne zaman kırıldığını fark edip etmediğiyle ilgili.
Bazı insanlar geri döner.
Bazıları sadece şekil değiştirir.
Bazılarıysa sessizce kaybolur.
Esnemek Her Zaman Güç Değildir
Bir zamanlar esnemeyi güçlü olmak sanırdım. Dayanmak, katlanmak, susmak…
Ama şimdi anlıyorum ki her esneme iyi bir şey değil.
Bazı esnemeler geri dönüşsüzdür.
Tıpkı o arkadaşım gibi.
Tıpkı o 11. sınıf halim gibi.
Tıpkı bazı geceler gibi.
Bir Yayın Hatırlattığı Şey
Bazen bir fizik formülü, bir insanın hayatını anlatabilir.
Bazen bir tel, bir kalbi temsil eder.
Bazen bir ders, yıllar sonra bile insanın içine işleyen bir hikâyeye dönüşür.
Ben Hooke yasasını öğrendiğimi sanmıştım.
Ama aslında o gün kendimi öğrenmeye başlamışım.
Ve hâlâ devam ediyorum.
Sonunda Kalan Sessizlik
Camın önünde otururken dışarıya bakıyorum. Rüzgâr ağaçları eğiyor. Dallar esniyor, sonra geri dönüyor.
Bazıları kırılıyor.
Bazıları direniyor.
Bazılarıysa sadece sallanıyor.
Ben hangisiyim, hâlâ bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var:
Her kuvvet iz bırakır.
Ve bazı izler, hiçbir formülle silinmez.
Ayip ekibi olarak “11. sınıfta Hooke yasası nedir” konusunu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyduk. Sağlıklı ve mutlu günler!
Sitemizden Önerilen: Kırılan bir kimseyi güzel bir davranışla hoşnut etmek deyimi nedir ?