İçeriğe geç

Gül ağacı nerelerde var ?

Gül Tarlası Nerededir?

Hayatımda hiçbir şey, Kayseri’nin o sonsuz sarı tarlalarında ilkbaharın gelişi gibi taze ve umut dolu değildi. O zamanlar bir yaz günü, bir yerlerde kaybolmuş gibi hissetmiştim. Ve aslında kaybolmuş değildim, sadece kendimi bulmaya çalışıyordum. Fakat bazen, yolun nereye gittiğini bilmeden adım attığınızda, kaybolmak da bir anlam kazanıyor. İşte o anda, “Gül tarlası nerededir?” diye sormak, bu kaybolmuşluğu kabullenmek gibiydi.

Kaybolmuş Bir Ruhun Arayışı

Her şey, o sıralarda Kayseri’nin en derin köylerinden birine yaptığım tek başıma bir yolculukla başladı. Bir sabah, uyanıp güneşin doğuşunu izlemek için erkenden evden çıktım. Gözlerim uykuya doymamışken, içimdeki boşluğu görmek istemediğimi hissediyordum. Belki de bu yüzden, beni kendi yolumdan biraz uzaklaştıracak, yeni bir şeyler arayacak bir fırsatın peşinden gitme kararı aldım.

Yolun sonunda gül tarlalarını görmekti niyetim. Kayseri’nin en güzel gül tarlalarından biri olduğu söylenirdi. Ama işin garip tarafı, o gül tarlalarının nereye olduğunu kimse net bir şekilde açıklayamıyordu. Sadece efsanevi bir hikaye gibi anlatılırdı; gül tarlaları varmış da, bir şekilde birileri bu tarlaları bulmuş, orada gerçek mutluluğu yaşamış. Bir kısmı “Gül tarlası”nı görüp kaybolmuş, bir kısmı ise kaybolmadan dönmeyi başarmış.

İçimde, bir anlık bir huzur hissiyle bu efsaneye inanmak istedim. O gül tarlasını bulursam, kaybolduğum hislerden kurtulabileceğimi düşündüm. Ama tabii ki hayat, hayal ettiğim gibi olmayacaktı.

Yola Çıkarken

Kayseri’nin etrafındaki köy yollarında ilerlerken, içinde bulunduğum ruh hali değişmeye başladı. Yavaşça, yolda kaybolan her adım, içimdeki boşluğu daha da büyütüyordu. İnsan bazen bir şeyin peşinden koşarken, aslında o şeyin ne olduğunu bile unutabiliyor. O an fark ettim ki, gül tarlası, sadece bir simgeydi. Bir şeyleri bulma isteğiyle ruhumu yormak, ona ulaşmaya çalışmak… Belki de asıl kaybolan ben değildim, asıl kaybolan içimdeki huzurdu. Her şeyin nasıl kaybolduğunu sorgularken, o yolculuk bambaşka bir hale dönüştü.

Bir köyün sınırlarına yaklaştım. Sessizdi. Hava, sarı ve turuncu arasında yumuşak bir geçişle gün batımına hazırlanıyordu. Yavaşça yol aldım, kaybolan tarlaları sorarak ilerledim. Kimse gül tarlasını tam olarak bilmiyordu. Herkesin farklı bir yolu vardı, her birinin söylediği şey başka bir harita gibiydi. İşte o zaman, içimdeki heyecan biraz daha kırıldı. “Gerçekten var mı?” diye sordum kendi kendime.

Bir Anlık Umut

Beni bir köyde, yaşlı bir kadın karşıladı. Yüzü derin kırışıklıklarla dolu, ama gözleri hâlâ bir şeyler anlatıyordu. “Gül tarlalarını mı arıyorsun?” dedi, gözlerinde bir umut ışığı vardı. “Yıllardır kimse buralarda o tarlayı görmedi,” diye ekledi. Ama gözlerindeki o ışık, bana başka bir şey anlatıyordu. Bir umut vardı, bir şeylerin hala mümkün olduğuna dair…

Kadın bana gül tarlasının yerini anlatırken, gözleriyle başka bir yeri işaret ediyordu. O yer, bizim hayal ettiğimiz gül tarlası değildi belki, ama başka bir şeydi. Bir huzurdu, bir huzurun peşinden gitmekti. “O tarlalar, belki fiziksel olarak burada değildir ama ruhunu bulmaya çalışan herkesin içinde var,” dedi.

Bir an, kadının sözleriyle başka bir dünyanın kapıları açılıyordu. Gül tarlaları belki de çok uzaklarda değildi. Belki de gerçekten o tarlaları bulabilmek için önce içimdeki kaybolmuş ruhu bulmam gerekiyordu. İçsel bir keşif… Bunu düşündüm. Bir anlık umut belirdi içimde, sonra kayboldu. Ama kaybolması, bir kayıp değildi. Aksine, keşfe çıktığımı fark ettim.

Gül Tarlasında Bulduğum Şey

Gül tarlası belki bir efsaneydi, belki de yalnızca bir masaldı. Ama bulduğum şey, tamamen gerçekti. Bir sabah, yolda ilerlerken kaybolmuş duygularımın yerini bir huzur aldı. İçsel bir sakinlik… Tarlaları bulmak değil, kaybolmuş ruhumu yeniden keşfetmekti asıl amaç. Bazen, aradığınız şeyin peşinden gitmek, gerçekten de sadece kendinizle yüzleşmeyi gerektiriyordu.

Sonra, bir sabah, Kayseri’nin o sarı tarlalarında yürürken, gül kokusu geldi burnuma. Bir anlamda, bir gül tarlası bulmuş gibi hissettim. Ama bu, gerçekte bir tarla değildi. Gül kokusu, hayatımda bana anlam katan şeylerin, insanlardan, hayattan aldığım güzelliklerin bir yansımasıydı. Bu tarlalar, aslında içimdeki kaybolmuş olan yerleri bulmamı sağladı.

Ve belki de, gül tarlasının yeri sorusunun cevabı şuydu: Gül tarlası, kaybolmuş olanı bulduğunda, her yerde olabilir. O an orada, o gül tarlasında gerçekten bulduğum şey, sadece huzurdu.

Sonuçta, Gül Tarlası Nerededir?

Gül tarlası, bir mekân ya da bir yerdir, diyebilirsiniz. Ama bence o, bir içsel yolculuk ve kaybolmuş hislerin sonunda bulunan bir yerdir. Bu yaz, Kayseri’nin köy yollarında kaybolurken, hayatın sadece dış dünyada değil, içimde de gizli olduğunu fark ettim.

Her şeyin sonu, belki de bir gül tarlasının kaybolmasında değil, bulmasında gizlidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://tulipbetgiris.org/elexbett.net