İçeriğe geç

Annem Ankara hangi kanalda ?

Merhaba! Ayip sayfasının bu haftaki konusu “Annem Ankara hangi kanalda”. Umarız faydalı bulursunuz!

Kayseri’de Bir Akşamın İçinde Sıkışıp Kalan Duygular

Soğuk, sessiz ve biraz fazla düşündürücü bir şehir

Kayseri’nin akşamları hep biraz ağır gelir bana. Gündüzün koşuşturması bitince şehir sanki kendi içine kapanır, sokaklar daralır, insanlar sessizleşir. 25 yaşındayım ve hâlâ bazı geceler çocukluğumun o basit mutluluğunu arıyorum. Günlük tutma alışkanlığım var; her şeyi yazmasam bile içimde kalanları bir yere dökmezsem boğulacak gibi oluyorum.

O akşamlardan biriydi. Evde tek başımaydım. Annem mutfakta yemek yaparken çıkan tencere sesleri bile artık yoktu, çünkü o da şehir dışına gitmişti birkaç günlüğüne. Televizyonun sesi, odanın boşluğunu doldurmak için açık kalmıştı sadece. Ama asıl boşluk içimdeydi, onu hiçbir ses kapatamıyordu.

Tam o sırada televizyonda yeni bir dizi fragmanı döndü. Ekranda bir isim belirdi: “Annem Ankara”. Bir anda dikkat kesildim. Sanki isminde bile bir ağırlık vardı, bir özlem saklıydı. İçimden istemsizce mırıldandım: “Annem Ankara hangi kanalda?”

Bir Diziden Fazlası Gibi Hissettiren Bir Merak

O an aslında sadece bir kanal aramıyordum. Daha derin bir şeydi bu. Annemle Ankara arasında kurduğum küçük zihinsel köprüydü belki de. Annem hiç Ankara’da uzun süre yaşamamıştı ama sanki hayatımın birçok dönüm noktası oraya bağlanmış gibiydi.

Televizyon kumandasını elime aldım. Kanal listesinde gezinirken içimde garip bir heyecan vardı. Sanki o diziyi bulursam hayatımda eksik olan bir şey tamamlanacakmış gibi. Ama bulamadım. O an fark ettim ki asıl aradığım şey kanal değilmiş.

Yine de içimdeki merak sönmedi. Telefonu aldım, arama çubuğuna yazdım: “Annem Ankara hangi kanalda?” Parmaklarım ekrana hafif titreyerek dokundu. Bu bile bana saçma bir umut verdi. Sanki cevap gelirse içimdeki boşluk biraz azalacakmış gibi.

Geçmişle Bugünün Arasında Sıkışan Bir Gençlik

Ankara kelimesinin bende bıraktığı iz

Ankara benim için hep yarım kalmış hikâyelerin şehri oldu. Üniversite sınavına hazırlanırken hayalini kurduğum yerdi, ama gidemedim. Sonra arkadaşlarım gitti, sevgili yapanlar oldu, hayat kuranlar oldu. Ben Kayseri’de kaldım.

O yüzden “Annem Ankara” ismini duyunca içimde bir şey kıpırdadı. Sanki hem annemi hem de gidemediğim şehirleri aynı anda hatırlattı bana. Annem zaten hayatımın en güçlü figürüydü; Ankara ise hep ertelenmiş bir gelecek.

O akşam televizyon karşısında öylece otururken kendimi sorgulamaya başladım. Hayatım neden bu kadar beklemelerle dolu diye düşündüm. Sanki herkes bir yerlere varmıştı da ben hâlâ bir istasyonda bekliyordum.

Evdeki sessizlik ve iç sesim

Bazen evin sessizliği insanın kendi iç sesini büyütür. O akşam da öyle oldu. Koltukta otururken sadece televizyonun ışığı yüzüme vuruyordu. Dışarıdan gelen rüzgâr sesi camı hafif titretiyordu.

Ve ben sürekli aynı cümleyi tekrarlıyordum içimden:

“Annem Ankara hangi kanalda?”

Bu soru basit bir bilgi arayışı gibi görünüyordu ama aslında bir bağ arayışıydı. Annemle aramdaki mesafe, Ankara’yla kurduğum hayal, kendi içimde eksik kalan ne varsa hepsi bu cümlenin içine sığmış gibiydi.

Bir Fragmanın Bıraktığı İz

Ekranda kısa bir sahne

Bir süre sonra tekrar fragman geçti. Bu kez dikkatle izledim. Bir annenin çocuğuna sarıldığı bir sahne vardı. Basit ama çok güçlüydü. O sarılma anı bana kendi annemi hatırlattı. Bazen ne kadar büyürsek büyüyelim, o sarılmaya hâlâ ihtiyaç duyuyoruz.

İçimde garip bir burukluk oluştu. Sanki o sahne benim hayatımdan bir kareydi ama başka birinin ekranında oynuyordu. O an gözlerim dolacak gibi oldu ama kendimi tuttum. 25 yaşında bir adam olarak hâlâ bazı duygularla baş edemediğimi kimse bilmesin istedim.

Ama gerçek şu ki içim kırılgandı.

Arayışın aslında başka bir şey olması

Telefon elimdeydi, hâlâ bakıyordum. Hangi platformda yayınlanacağını öğrenmeye çalışıyordum. Ama ne yaparsam yapayım, içimdeki asıl soru değişmiyordu.

Bu dizi hangi kanalda diye değil…

Ben neden bu kadar eksik hissediyorum?

İşte o an fark ettim ki mesele kanal değilmiş, mesele hikâyelermiş. İnsan kendi hikâyesine benzeyen bir şey gördüğünde durup kalıyormuş.

Annemle Geçen Küçük Ama Ağır Anlar

Mutfakta başlayan sohbetler

Ertesi gün annem geri geldiğinde ona bu diziden bahsettim. “Annem Ankara diye bir şey varmış” dedim. Bana baktı, hafif gülümsedi.

“Ne anlatıyor?” dedi.

“Bilmiyorum,” dedim, “ama ismi bile garip bir şekilde içime dokundu.”

Annem hiçbir şey demedi. Sadece çay koydu. Ama o çayın buharı bile sanki bir şey anlatıyordu. Annem hep böyleydi; az konuşur ama çok şey hissettirirdi.

O an fark ettim ki aslında “Annem Ankara hangi kanalda?” sorusu annemle aramda kurduğum bağın bir uzantısıydı. Onu izlemek değil, onu hissetmek istiyordum.

Yarım kalan cümleler

Annemle bazen konuşmalarımız yarım kalır. O mutfağa gider, ben odama dönerim. Ama o yarım kalan şeyler içimde büyür.

O akşam ona bakarken şunu düşündüm: Eğer bir gün gerçekten gidersem, bu sessiz anları özleyeceğim. Belki de “Annem Ankara” bana bunu hatırlattı; gidişlerin ve kalışların aynı anda içimizde yaşadığını.

Kendi İçime Yazdığım Bir Günlük Sayfası

Kelime değil duygu biriktirmek

Gece olduğunda günlüğümü açtım. Yazmak bazen konuşmaktan daha kolay geliyor. Kalem elimdeyken düşüncelerim daha dürüst oluyor.

“Bugün bir dizi ismi gördüm,” diye başladım yazmaya. Sonra durdum. Çünkü aslında bu bir dizi meselesi değildi. Daha derindi.

“Annem Ankara hangi kanalda?” diye sordum kendime tekrar. Ama bu kez cevap aramıyordum. Sadece sorunun içindeki duyguyu anlamaya çalışıyordum.

Yazdıkça fark ettim ki içimdeki boşluk aslında bir eksiklik değilmiş, bir özlemmiş. Ve özlem bazen insanı ayakta tutan tek şey olabiliyormuş.

Gecenin sonunda gelen farkındalık

Saat ilerledikçe dışarıdaki sesler azaldı. Şehir uykuya geçti. Ben ise kendi içimde uyanıktım.

O an şunu düşündüm: Hayatım boyunca hep bir şeyleri bulmaya çalışmışım. Ama belki de bazı şeyler bulunmak için değil, hissedilmek için var.

“Annem Ankara hangi kanalda?” sorusu artık bir bilgi sorusu değildi. Bu, hayatın içinde kaybolmuş küçük parçaları bir araya getirme çabamdı.

Sonraki Gün ve Değişmeyen His

Televizyonun karşısında yeniden

Ertesi gün yine televizyonu açtım. Aynı fragman tekrar çıktı karşıma. Bu kez daha sakindim. İçimdeki heyecan yerini hafif bir kabullenmeye bırakmıştı.

Belki de her şey hemen bulunmak zorunda değildi. Bazı soruların cevabı gecikince daha anlamlı oluyordu.

Yine de içimden aynı cümle geçti: “Annem Ankara hangi kanalda?”

Ama bu kez cevap beklemiyordum. Sadece o sorunun bende bıraktığı hissi kabul ediyordum.

Kayseri’nin sessiz akşamına dönüş

Akşam olduğunda Kayseri yine sessizdi. Ama ben biraz daha farklıydım. İçimde hâlâ eksiklik vardı ama artık bu eksiklikle barışmaya çalışıyordum.

Annem mutfakta yine yemek yapıyordu. Ben odama geçtim. Günlüğümü açtım ama yazmadım. Sadece düşündüm.

Bazen yazmak bile fazla geliyor insana. Bazı duygular sadece yaşanmak istiyor.

Ve ben o gece sadece yaşadım.

Bu içeriğimizin sonuna geldik. Ayip olarak “Annem Ankara hangi kanalda” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://vankalesi.com https://mediasun.com.tr https://elitemagazin.com.tr Sitemap
https://tulipbetgiris.org/elexbett.net